ÖSYM, İddialar Karşısında Sessiz!

 

  • 280 bin öğretmen adayının girdiği bu sınav, Bakanlık ya da ÖSYM için her sene yapılan sıradan bir sınav olarak görünüyor olabilir. Fakat unutulmaması gereken şu ki; binlerce insanın geleceği ve umutları bu şekilde duyarsızca hiçe sayılmamalıdır. Yıllarca okuduktan sonra tek arzuları öğretmen olabilmek olan bunca insanın suçu ne?Bu ülkedeki üniversiteleri siz açtınız. O üniversitelere öğrencileri de siz aldınız. Devamında mezun eden de siz oldunuz. Ama ne acı ki; onları yok sayan da siz oluyorsunuz…

    Öğretmen sıkıntısının ortada olduğu bu sistemde, okullar ve öğrenciler öğretmensizken, sınav

    mücadelesine soktuğunuz bunca insana haksızlık yapıyorsunuz. Bakanlığın alım yaptığı branşlardaki kontenjan sayıları, zaten parmak hesabı… Bir manavın tropik meyve satması gibi taneyle hesap yapmak, bu ülkeyi kurtarmayacaktır.

     

    ÖSYM, sınavda hatanın olduğunu henüz kabul etmedi. Belki de hiç etmeyecek; ama şüpheleri de silemeyecek.

     

    Bu sınav olması gerektiği gibi doğru ve hatasız değerlendirildiyse, neden sınava girenler beklediklerinden çok farklı bir sonuçla karşılaştı?

     

     

  • O sınava girme aşamasına kadar gelmiş bir lisans mezununun ne yaptığını bilmemesi doğal mı? Sınav da bir boş bırakmasına rağmen, sonuç ekranında dokuz tane cevaplanmamış soru görünüyor olması kimin suçu acaba? Sınavın son dakikalarında sırf macera olsun diye cevapladığı soruları, arda kalan boş vaktini değerlendirmek adına silen öğretmen adayı suçlu tabii ki… Yapılan hatanın tek açıklaması böyle absürt bir şey olabilir herhalde.

    Bu işin kursunu veren Hasan Can Oktaylar’ın dahi yapamadığını düşündüğümüz Eğitim Bilimlerinde 120 net çıkarma başarısının, bu yıl son derece yükseldiğinin görülmesi de garip değil midir? Bu açıklanamayan başarının, diğer adayların sınav puanlarını düşürmesi dikkat çekici değil midir?

    Peki, 95 net beklerken 87 netle karşılaşanlara ne demeli? Kesin kaydırmıştır…

    Ya da benzer netlerle, aralarında büyük uçurumlar olan sonuçlar! Standart sapmayı alabildiğine saptırsan, bu kadar da sapamaz herhalde.

    Aslında fazla söze gerek yok, sapıtanların kimler olduğu ortada… Tek sorun, bunu kabul etmiyor olmaları.

    Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun bilgi veya belgeye erişim süreleri hakkındaki 11.maddeye dayanarak birçok aday, duyduğu bu sıkıntıdan dolayı, bilinçli bir tavır sergileyerek gereken itiraz dilekçelerini göndermeye başladı bile.

    Umarım bu duyarlılığı sınava girmiş olan herkes gösterir…

     

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.